Artık bazı şeyleri açık açık söylemek gerekiyor. Çok fazla muzdarip olduğum bir konudan bahsetmek istiyorum , çizgiyi bozmadan anlaşılır şekilde anlatmak için uğraşacağım bu konuyu….
Bu “yeni nesil çok rahat” meselesi sadece bir eleştiri değil,
gözümüzün önünde yaşanan bir gerçek.
Özgürlük adı altında her şeyin normalleştiği,
sınırların “eski kafalılık” diye küçümsendiği bir dönemdeyiz.
“Yaaaa nasıl bu saatte dışarı çıkmazsın hangi devirdeyiiiiiğğğğzzz”
“ Yaaa ne demek bende kalamazsın gece eve geçersinnnnn çocuk musunnnnn.”
.. gibi ;
İnsanlar istediklerini yapmakta özgür olabilir, evet.
Ama bugün yaşanan şey çoğu zaman özgürlük değil,
kontrolsüzlük ve sorumluluk eksikliği.
İlişkiler ciddiyetini kaybediyor,
insanlar birbirini tanımadan hayatına alıyor,
değer vermeden tüketiyor ( ben tüketiyor demeyi tercih ediyorum. 🤫)
Ve en büyük sorun şu:
Bu davranışlar artık anormal değil,
gittikçe NORMALLEŞTİRİLEN haline geliyor.
Bu durum, sadece o hayatı yaşayan kişileri değil,
toplumun genel algısını da bozuyor.
Çünkü sürekli aynı tabloyu gören insan,
bir noktadan sonra herkesi aynı sanmaya başlıyor. Olması gerektiği gibi davranan kişilere anormalmiş gibi bakıyorlar..
Sosyal medya ile birlikte görünürlük arttı.
Ama bu görünürlük, zaman zaman değerin önüne geçmeye başladı.
İnsanlar kendini ifade etmek isterken
bazen kendini değersizleştirdiğinin farkında bile olmuyor. Ucuz , varoş , bedenini basitleştiren kadınlarla başlayıp gösteriş meraklısı erkekler ile devam ediyor ..
Bu durum sadece bireyleri değil,
toplumun genel algısını da etkiliyor.
Çünkü sürekli aynı tarz davranışlarla karşılaşan insanlar,
bir süre sonra bunu genelleştirmeye başlıyor.
Ve bu da en tehlikeli noktaya götürüyor:
insanların birbirine olan bakışı değişiyor.
Bir kadının davranışı,
tüm kadınlara genelleniyor.
Bir erkeğin yaklaşımı,
tüm erkeklere mal ediliyor.
Sonuç olarak güven azalıyor,
saygı zayıflıyor,
ilişkiler yüzeyselleşiyor.
Bunun yanında, kontrolsüz yaşam tarzlarının
çok daha ciddi sonuçları da var:
Duygusal yıpranmalar,
sağlıksız ilişkiler,
plansız hayatlar,
ve sorumluluğu taşınamayan kararlar…
Bunların bedelini ise çoğu zaman
insanlar çok geç fark ediyor.
Aslında mesele ne kadın ne erkek meselesi.
Mesele, değer ve sınır meselesi.
Her şeyin normalleştiği bir dünyada,
belki de en zor şey
doğruyu koruyabilmek.
Şunu net söylemek lazım:
Her şeyin yapılabiliyor olması,
her şeyin doğru olduğu anlamına gelmez.
Bugün birçok insan “rahatlık” adı altında
kendi değerini fark etmeden aşağı çekiyor.
Ve daha da tehlikelisi,
bu durumun sonuçları sadece bireysel kalmıyor;
toplumsal bir güven ve saygı krizine dönüşüyor.
Bu yüzden mesele kim ne yapıyor değil.
Mesele, neye izin verildiği ve neyin normal kabul edildiği.
Eğer sınırlar tamamen ortadan kalkarsa,
bir süre sonra kimse kimseden ne bekleyeceğini bilemez hale gelir.
Ve o noktada ne ilişkiler sağlıklı kalır,
ne de insanlar birbirine gerçekten güvenebilir.
Belki de artık asıl cesaret,
herkesin sürüklendiği yere gitmek değil,
yanlış olduğunu bildiğin şeye mesafe koyabilmektir.
- SERENAY S.
Bir yorum bırakın
E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir